03-04 Mayıs 2017, 2. Uluslararası Hacı Bayram-ı Veli SempozyumuAnasayfaya Dön

Uluslararası katılımlı Hacı Bayram-ı Veli Sempozyumu’nun ikincisi 3-4 Mayıs 2017 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde; Ankara Kalkınma Ajansı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Ankara Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) ve Kalem Vakfı’nın organizasyonu ile gerçekleşen programda, Hacı Bayram-ı Veli’nin düşün dünyası ele alındı.

Sempozyum açılış töreni 4 Mayıs 2017 tarihinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Törenin açılış konuşması Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş tarafından yapıldı. Açılışa, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un yanı sıra AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, Ankara Valisi Ercan Topaca, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Arif Şayık, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Asım Balcı, Kalem Vakfı Başkanı Musa Şahin ile yerli ve yabancı davetliler katıldı.

Törende yaptığı konuşmada Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, günlük hayattaki bunalımlardan kaçıp sığınılan ender yerlerden birisinin Hacı Bayram-ı Veli olduğunu anlatarak, "Sadece vatandaşlarımız şehrin dışından ziyaret etmek için gelmiyor. Aynı zamanda bu şehirde bulunanlar, gidip ruhen sekinet bulmak istedikleri dönemlerde oraya Hacı Bayram-ı Veli’nin huzuruna gidiyor. Orada Allah’a sığınıyor. Hacı Bayram-ı Veli, milletimiz için bizler içinde bir sığınma mekanıdır, arınma mekanıdır. Dualarımızın kabul edildiğine inandığımız mekanlardan birisidir" diye konuştu.

Anadolu topraklarındaki irfan geleneğiyle ilgili konuşan Kurtulmuş, "Anadolu topraklarında Müslümanlığın yerleşmeye başlaması 1071’den öncedir. Alparslan Gazi’nin Anadolu’yu fethinden öncedir. Horasan erenleri vasıtasıyla bu gerçekleşmiştir. Anadolu ve Rumeli topraklarının her tarafına yayılmışlardır. Çünkü tek başına marifetullahtan uzak bir şekilde tek başına bilmek bir mana ifade etmiyor. Bilginin iki temel diğer faktörlerde desteklenmesi lazım. Bilgi eğer hikmetsizse bir anlam ifade etmez. Bilgi eğer irfansızsa yine bir anlam ifade etmez. İrfanda insanın kendisinin, yaratılanın karşısında kendisinin eksikliğini bilmesidir. İrfan geleneği dediğimiz bu gelenek Horasan erenleriyle birlikte başlamış ve Anadolu topraklarında asırlardır böyle bir nakış gibi işlenmiştir" açıklamasında bulundu.
İslamın birinci büyük döneminin, Hazreti Peygamber ve ashabının oluşturduğu altın dönem olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, "Hazreti Peygamberin tabiriyle sonradan gelenleri ‘melik-i adud’ olarak tanımladığı, yani ısırıcı sultanlar devrine kadar olan o Asr-ı Saadet devridir. Maalesef sonra ısırıcı, zalim sultanlar, Emevi hanedanı, arkasından bir sürü yanlışlıklarla İslam, Hazreti Peygamberin öğrettiği ana eksenden sapmış, bir şekilde oradan ayrılmaya başlamıştır. Bunun üzerine İslam’ın büyük çıkışı dediğimiz Horasan Erenlerinin Hicri 7. asırda ortaya koymuş olduğu, tabiri caizse İslam’ın irfan geleneğinin yeniden mayalanarak yeniden vücut bulduğu bir hazırlık dönemi söz konusudur. İrfan geleneği ya da gazavat ehlinin İslam dünyasına yeniden ayar verdiği, İslami geleneğin yeniden Hazreti Peygamberin sahih çizgisine doğru çekmeye çalıştığı bu dönem Anadolu toprakları için en bereketli dönemi oluşturmuştur. Bu gelenek Türkiye’nin her yerinde Anadolu ve Trakya topraklarının Rumeli topraklarının her yerinde varlığını sürdürüyor" dedi.

 Uluslararası katılımlı sempozyumda Hacı Bayram-ı Veli’nin yaşadığı dönemin koşulları, düşün dünyası ve tasavvufi görüşleri ele alındı.